5 Kasım 2014 Çarşamba

çok zaman var ki..

  Değmedi kalemim kağıda çok zamandır... Biriktirdim ama tüm çaresizliklerimi anlatmak adına olmasa da; yolum yine düştü anlatmak sevdasına... Kaç yalnızlıktan oluşmuştum ben, kaç çaresizlik vardı kalbime giden tüm yollarda... Ve anlatmazsa yazar nasıl nefes alabilirdi gezdiği şehirlerin tüm çıkmaz sokaklarında... O yüzden anlatmaya karar verdi yeniden... Tüm yazar ruhlular bilirler ki susmak değildir bizimkisi; biriktirmek, beklemek, gözlemek ve daha çok sevmek.. Sevginin inanca dönüşmesidir gözbebeklerinde gördüğümüz de, tüm acılardan sonradır ancak bu.. İşte bizi en çok susturan da bu acılardır; elimize kalem almamıza sebep olan da... Mutluluk herkeslerin bildiği ve gördüğüdür nihayetinde; biz yazar ruhlular mutluluk öncesine de talip olanlarız. Şair ruhlu demek haddime değildir henüz, belki eskiden olsa derdim ama artık büyüdüğümden olsa gerek şair dünyasının toz pembesinden uyanıp gerçek bir gökyüzünün maviliğinde yazmaya karar vermişimdir. Tüm acıları görebilirim bir çocuğun bakışında, ama anlatmak yüreğine en çok ihtiyacın olduğu andır o.. Yüreğim cesaretini yitirmişse de çok uzun zamandır insanlığa, sevdaya ve yaşama dair, şimdi bir damla dahi olmaya razıdır çünkü çok susmuştur; susmuş deyiysem yazar susması gibidir. Realizme öykünmesi gereken en son insanlar olan biz; idealizm kazansın diye realist gibi davranmaya mecbur olmuşuz; halbuki tek derdimiz değil mi bir çocuğun gülmesi.. İnsanlar unuttu ya insanlığı, tüm acılardan toplayarak tüm gerçekleri devşirerek geldim; ve en çok acıyı anlatacağım yine de...
Sevmek mi? O hep baş köşemde..

05.11.2014