13 Aralık 2012 Perşembe

Değerler

Değerler karşılığında değerler feda ediliyordu..Aşkı alıp nefret veriyordu, nefreti verip aşkı kabulleniyordu..Sevdanınsa hiçbir dilde karşılığı olmuyordu.. Biraz yalnızlık, biraz suskunluk, çoğu zaman da efkar fakat hiçbiri tek başına tam anlamıyla sevdaya denk düşmüyordu.. Bu yüzden sevda çokluk demekti, çokluktan da ziyade heplik gerektirmekteydi.. Sevda tek olana atfedilen bir kabullenişti.. Karşılığında vaad ettiği hiçbir şeyi yoktu ama yine de bir inanıştı..

21 Kasım 2012 Çarşamba

kadınlar

kadınlar aşık olmamalıydı bu şehirde,
adamlar yeterince cesur değildi bu yerde..
ve kadınlar umut etmemeliydi artık;
umut zaten kafiye niyetineydi şiirlerde.

14 Ekim 2012 Pazar

eskisi gibi olmuyordu

Şehir anlamını buldu, şehir anlamını yitirdi.. Adam deli gibi seviyordu, belki de deliydi sadece.. Sokaklarda kaybolmaya çalışıyordu adam, ama kaybolmayı beceremiyordu anılarda.. Her sokağa sinmişti kadının parfümü.. Sadece bir aşkı yaşamamışlardı onlar, bir şehri de aşklarının içine katmışlardı.. Kaybolamıyordu adam, kaçamıyordu; hiçbir sokak hiçbir eve varmıyordu.. Bu şehre niye eskisi gibi kar yağmıyordu? Belki de kadın hep karlı mevsimlerdeydi; sadece sevmek için ve ısıtmak için ellerini.. Elleri küçücüktü.. yüreği kocaman... ve ağladığında kadın, hiçbir kadın böyle ağlamıyordu; bu kadar içten ve bu kadar severek.. İşte öyle ağladığında, adam sadece susuyordu.. ve gitmek en erdemli davranışken hala, adam şehre aşık kalıyordu..

16 Ağustos 2012 Perşembe

ağlatmasa kemanı Farid

kandırdık kendimizi, unuttuk mesela...ama yine de yalnızlığında anlam veremediğin bir şeyler bulursun, yalnızlığından ziyade seni hüzünlendiren eksiklikleri bulursun.. ve bir de ağlatmasa kemanı Farid, böyle dolu dolu bakmayacaktın gökyüzüne.. eksikliklerin doldurduğu boşluklar mı olurmuş demeyecektin.. akla halaya sığmayan şeyler değildi ki, sadece hayal gücüne yetişemedi aklın..
inandırdık kendimizi, susturduk mesela.. ama yine de sessizliğinde duymak istemediğin bir şeyler bulursun,
sessizliğinde ziyade seni yoran çığlıkları bulursun.. ve bir de ağlatmasa kemanı Farid, böyle boş boş bakmayacaktın kağıtlara.. yazamadığım cümleler mi olurmuş demeyecektin. kaleme gelmeyen şeyler değildi ki, sadece yüreğine yetişemedi sözlerin...

10 Ağustos 2012 Cuma

sadece bir kalem(!)

cümleler bile dökülmüyor, ne kadar da hevesliymişiz unutmak için.. ve ben neye inanmışım böyle.. bir filmi birlikte izlemek bir yalanı var etmek gibiymiş; hep güzel olsun demek ne kadar da ahmakça; belki de filmin adı yanlıştı; la vita e bella.. seçimlerdeki yanlışlıklardan sorumlu olmayı bu kadar da göze alamamışım... kelimeler dökülmüyor kalemimden ve ben kalemin can çekiştiğini görebiliyorum!! elimden hiçbir şey gelmemecesine izlerken; sadece bir kalem diyorum usulca, sadece bir kalem olmadığını bildiğim halde...sadece bir kalem olamazdı da diyorum, ama o sadece bir kalemdi.. o kalemden farklı bir şey olsaydı; hissettirirdi sadece bir kalem olmadığını.. kalem varlık ve yokluk mücadelesi vermiş olabilir ama sonuçta yoksa mürekkebe dair bir iz; yoktur kalem de.. Ama yine de eskiden varlığına inandığım şeyin yokluğuna inanma zorluğu çekiyorum; sadece bir kalem miydi?.. " Not: yazar burada mecazi anlamlar da kullandı, ama aldırmayın..

31 Mayıs 2012 Perşembe

tek bir dua

Modern dünya yalnızlığı, 
sadece kalabalıklar içinde yalnızlaşmak değildir. 
Fikirlerinde yalnızlaşmaktır. 
Sevdan benzemez kimsenin sevdasına,
ve ölümün, güzel olacak.. çok güzel olacak...

Modern dünya yalnızlığı, 
modern dünyayı bırakın, yalnızlığım kalsın bana..

Kaşifliğim, emanet ana rahminden..
taa ki elmanın dalından koparıldığı günden..

Sevaplarımı bırakın, günahlarım kalsın bana
çatlamış dudaklarıma yetecek tek bir dua..

(haftalardır masamda duran, okunmayı bekleyen
ve sadece giriş kısmını okuyabildiğim
Wallerstein'ın Modern Dünya Sistemi isimli kitabına 
gereksiz tepkimdir.)

31.05.2012

29 Mayıs 2012 Salı

tek bir şey


öyle bir şey olmalı ki, geçmeli her şey
ya da değdiğini anlamalıyım..
bir söz belki de, tek bir kelime yetecek
susuzluğuma bir sonuç..
belki bir çiçek;
inadına açan..
ya da bir bakış,
bir çocuğun gülmesi ya da ağlaması
bilmiyorum ne, ama bir şey olmalı
her şeyi hem aynı anda geçirmeli
hem de aynı anda yeniden başlatmalı..
tüme varacak tek bir söz,
tek bir imla, tek bir elif belki de..
öyle bir şey olmalı ki sessizliğinde kainat yaradılışı
sesinde özgürlük narası.. irade beyanı..
öyle bir şey ki, yokluğunda varı anlamak gibi,
varlığına şükretmek gibi bir şey..
ne eksikmiş gibi ne de hiç bir zaman tam olamayacakmış gibi
ama tamamlanmayı umarak hiç pes etmeyecekmiş gibi de..
belki bir söz, bir bakış, bir eylem, bir çiçek, bir nefes,
her şeymiş gibi ama hiçliğini de hatırlatarak..
belki bir inanç, bir kavga, bir umut, bir isyan, bir ses,
hem yaşamak gibi, hem de ölür gibi..
ne istediğimi bilmemekle birlikte,
belki bir sebeb, bir sonuç, bir gerekçe,
boşlukta bir kuyu, kuyuda bir deli..

tek bir şey, sadece tek bir şey aradığım..
bilmediğim ama hep inandığım bir şey.. tek bir şey..

29.05.2012



18 Mayıs 2012 Cuma

şehrin dengesi


şehrin dengesi şaştı biz sevmekten vazgeçince..
ve bulutlar ne yaptıklarını bilmiyorlar artık..
hiçbir kahraman artık kahraman değilmiş gibi okuduğum kitaplarda,
şarkılar sadece ihanetin sembolü; vazgeçişin sembolü olduğu kadar
olmuyor, anlamlar anlaşılmıyor!..

olmuyor,,, dünya bulanıklaşıyor
cümleler yetmiyor yazmaya donuklaşmış hikayeleri
hissetmek hissizliğin koynunda can çekişiyor rezilce..
ve bildiğim tek şey;
özlediğim..

ama kırgın, ama yorgun..

19.05.2012

14 Mayıs 2012 Pazartesi

sevdalı kaldı

hangi filmden fırlamıştı gözlerin, kocaman bakarcasına..
gitmen gerekti, anladım; yoktu bir filmlik vaktimiz.. 
hatta bir şarkı söylemeye bile yeltenemedik deniz kenarında, 
bir sigaranın ucunda kaldı kelimelerimiz.. 

şikayet ettiğin gerçekten ben miydim yoksa eylemsizliğin mi; 
hiç bilememeyi tercih ettin giderken.. 
ama ben suçladım seni hep korkaklığından.. 
sevemedik dururcasına, zamanın akışında.. 
bir sözde kaldı bakışlarımız..

çocukluğumdan almışım gülüşlerimi, 
seni bekleyerek saklamışım da hep yarım kalmış kahkahalar; 
gülemedik bile seninle biz yeterince; 
hep emanet sakladık gülüşlerimizi başka bir güne... 
bir istiridyenin içinde müebbet kaldı incilerimiz..

gerçekliğinden korktuğum kadar sevmek mi diye sorgularken
kendi tek başınalığımızda bulduk kendimizi..
gecelere uyku uyutmayan pişmanlıklarımızla,
yine küfrederek alabildiğince
bir şehrin içinde sevdalı kaldı düşüncelerimiz...

15.05.2012










eski zaman

Zamanın geçmesi neyi değiştirdi ki; tik tak saydık..
Şehirler değişirken, ikimiz hala aynı yerde kaldık..

14.04.2012

23 Nisan 2012 Pazartesi

unutmak demek

geçmişe dair ne varsa unutmamalı zihnim. tüm ayrıntılarıyla hatırlamalı mutlulukları ve gözyaşlarının gerekçelerini... hatırlasın ki neyin neye niçin değdiği.. ama unutuyorum.. filmleri ve kitapları unuttuğum gibi; hatta en yakışıklı film kahramanlarını bile unutuyorum, en etkileyici kadın aktrisleri, zihnimde yarattığım Madam Bovary'ı unuttuğum gibi unutuyorum onları da.. bazen filmlerin ve kitapların konusunu hatırlamadığım gibi adlarını da hatırlamıyorum, ama izledim, ama okudum...
hep korkuyorum, filmini izlemekten okuduğum kitapların.. sanki hayal ettiklerimi benim gibi hayal edemeyecekler gibi.. bazen de korkuyorum yaşamaktan, hani istediğim gibi yaşamaktan; hayal ettiğim gibi yaşayamamaktan ya da.. belki de o yüzden güvenemiyorum hiçbir erkeğe ve o yüzden normal insanlar gibi yaşayamıyorum yaşanması gerekenleri.. ben yapamıyorum başkalarının hayalleriyle.. gerçi onlar bunu anlayıp çoktan kurtarıyorlar kendilerini benden.. hissediyorlar belki de; ne yaparlarsa yapsınlar eksik kalacak yanları bulacağımı.. ama yine de eksikliği bulup tamamladığımda eksikliği de unutacağımı anlıyorlar ve sanki hiç eksik değilmiş gibi yaşamaya devam edeceğimi biliyorlar. evet unutacağım; uğruna savaş verip sevdalar kaybetmeyi göze alacağım şeyi de unutacağım.. ama unutmak demek; önemsiz olduğu anlamına gelmez ki; ben onları unuttum diye mesela bir kitap da önemsiz değil, bir film de.. ama ben bunları büyük ihtimal kimseye anlatamayacağım; unutmayım diye kayıt düşüyorum belki de..yazmak o yüzden hayati olsa gerek..

24.04.2012

9 Nisan 2012 Pazartesi

zihni bile karışmamıştı

halbuki ben ona yalnızlığı öğretecektim,çok erkendi gittiğinde..
aynı zamanda süslü cümleler kuracaktım; çok edebi olurdum belki..
çok ama çok konuşacak hatta zihnini karıştırcaktım,
inancını sorgulatacak ama yeniden
hatta eskisinden de daha güçlü inanmasını isteyecektim..
ama erkendi sevdiğinde..zihni bile karışmamıştı gittiğinde.
daha bilmiyordu ben dünyasını ters düz ettiğimde neyapacacığını..
her şeye rağmen sevdiğinde hiç gitmeyecekti..

10.04.2012

4 Mart 2012 Pazar

söz saklanır

değmiyor kalemim ne zamandır söze, kelam eksildi sandım benden.. sevda eksildi sandım, halbuki unutmuşum ben sevdiğimde değil acı çektiğimde kalemi alıyordum elime, kızdığımda, öfkemi yüzlere vuramadığımda kusuyordum... Kabil'in öfkesini duyduğumda yazıyordum en güzel hikayeleri.. ve her cinayette açığa çıkarıyordum sizin faillerinizi, sevdayı suç aleti olarak sunuyordum bomboş beyinlere.. hep devrim yapmak istediğim zihinlere sevdayla savaş açıyordum.. çünkü yara alan bir yürekten başka ne'm vardı benim... ve en çok kanadığında avaz avaz şarkı söyleyen, durmadan yazan, ve aşık olduğunda ilham perilerini usandıran bir zihnim vardı benim...
ne zamandır varmıyor kelamım kağıda, bilin ki acı çekmediğimden değil sadece nefretimi biriktiyorum aynen şairin doğum sancıları çekmesi gibi..
halbuki söz eksilmez benden, sadece söz kendini saklar en hakkedene..

14 Şubat 2012 Salı

masal

yanlış yerde rastladı adımların adımlarıma..
ben dönüyordum sevdadan..
sen yeni başlamıştın melodili şarkılar söylemeye..
uymadı hiç bir iklim bize, hatta en sevdiğim sonbahar bile..
biz coğrafyadan kaybetmiştik:
sen ılıman iklim çocugu
ben ayazlardan gelmiştim..

uymuyordu sözlerin;
devrimlerden bahsediyordun; yüreğe yapılan
ve o benim en sevdiğim.
halbuki ben hiç bir yürekte devrim
yapılamayacağı gerçeginden geliyordum
önce kendi yüreğimi feda etmenin
ağırlığı altında..

biz yanlış zamanlarda yudumladık
sıcacık bir çayı birlikte..
ben yüreğimde ısıtmışken sevdayı,
sen daha nasıl olurlardan dem vuruyordun..
hesaplar kitaplar üstüne bir sevda vardı aklında
kalemin elinde çizip çizip duruyordun
ben hesapsızca gülmelerden bahsediyordum..
sen yolların düşüyle büyürken..
ben yolun sonunda "kalabilmenin erdemi"nden bahsediyordum

hatta aynı şeyleri söyleyip, farklı bile susuyorduk
biz yanlış kişiler değilken hiç bir zamanda,
olması gerektiği gibi ve olması gerektiği bir zamanda
sadece sen daha sevmemiştin; benim bildiğim gibi..

hep biraz masal olsun istedim sevda..
sen masal sandın sevmeyi
ben masal olsun dedim
sen masalları sevmezdin..

14.02.2012




10 Şubat 2012 Cuma

ölçü(m)

ileri gitmeyen bir sevdaydı bu;
dünyanın dönüşüyle filan da hiç ilgilenmiyordu.
güneş hiç doğmasa da olurdu, ay batmasa da,
ya da herhangi bir dalga kıyıya hiç vurmasa da olurdu onun için...
geriye gitmek mi, asla!!!! geriye hiç bakmazdı..
peki ya, ileriye ve geriye gitmeyen şey sabit midir her zaman?
kim bilebilir içinde kaç mevsim kaç döngü yaşıyordu saniyede,
ve saniye ne zamandan beri küçüktü dakikalardan.
zaman neyin ölçüsüydü,
ve sevda ne zamandan beri ölçülüyordu!!!

12.08.2011

22 Ocak 2012 Pazar

böylesini öğretir de gider

"Dirilebilmek için nasıl ölmek zorundaysak,
ayılabilmek için de sarhoş olmaya muhtacız..."
diyor ya İskender Pala, yarı yolda kalmışlıklarımızın,
beklemeklerimizin hep bir sebebi var..
ve bu inanç büyütür; hırsını büyüttüğü gibi
davanı da cesaretini de..
giden sadece gitmez, giderken sana bir ders verir;
en basitinden korkaklığından pay çıkarırsın...
öyle kaçmak yakışmaz sana savaşın orta yerinde..
kalan sadece kalmak için kalmaz,
sevdasını bırakır sana ve bir de savaşını;
kazanmanın ve kaybetmenin aslında o kadar çok önemli
olmadığı savaşını..
gidilecekse de gitmenin erdemini anlatır sana..
adam olan beklemekleri anlatır sana, beklemenin de erdem olduğunu.
velhasıl bu savaşlar seni öldürdüğü gibi diriltir de;
lakin ayılamazsın da sarhoş olmadan..
üzüm henüz yaratılmamışken
sarhoş olanlardan olmak..
böylesini öğretir de gider gidecek olan illâ ki gidecekse..

26.12.2011/Ankara