25 Ekim 2011 Salı

imkansıza oynuyorum

insan her konuda tereddüte düşebilir...
ama inancında, vatana bağlılığında ve sevdasında tereddüte düşmüşse,
en başa dönmek zorundadır..
zira bunlar ancak temiz bir vicdanda
ve cesur bir yürekte barınabilirler.
kolay değil yaaa en başa dönmek, çok azı ikilemlerinden sağ kalır..
kimi de hep yarım kalır,
ya inancını yitirir,
ya vatanını
ya da sevdasını.
çok azı sonuna kadar kalır
ve çok azı da sonucuna katlanır..

10 Ekim 2011 Pazartesi

adam

sandım ki sen, geveze konuşmaklarımın daimi durağı,
saydım ki sen, gitmek üzere eylemlenmelerimin kal diyen yanı..
ikilemlerimin bir karara bağlanmayan acı tarafı,
ama tüm ikiliklerden çıkabilen masum yüzlü çocuk gülümsemem...
sen sandım İstanbul'u.. sen sandım şehre veda ederken batan güneşi...

korkulardan kahkahalara geçişlerin dramatik adı,
yalnızlıklardan çoklu yalnızlıklar biriktirmenin şehirlicesi
ama hep korkmuş, hep yalnız kalmış bir çocuk kaldın da
ben yine sen sandım şehri... kocaman ve heybetli..
değişken karakterimin yansımasından öteye geçememişken,
ben seni şehir sandım bee
hem sevmenin hem de nefretin tadını alışım sandım seni şimdi..
yarı yolda kalmışlığım oldun sen de, ben seni adam sandım...

10.10.2011


ne çok söz

ne çok söz var dilimde, ne çok cümle ne çok hece... bitişlerden ziyade başlangıçlara adanan.. ama her birinde bir imâ olan bitişlere... ne çok acımış içimde kelimeler.. kusmak gibi bir şey olmalı.. ve hep kusmamaktan yana taraf olan zihnimin kandırmacası.. kusmalıyım bu acı tadı.. ne çok nefret etmişim derken ne çok sevmişim.. ne bildiysem ben şimdi; hepsi sevmekten... hepsi severken öğrenmişliğim..

tam yakalayacakken düşerken yıldızları, uzatmışım ellerimi; kocaman ama... hiç bir şeyi bu kadar istememiş ve hiç bir şeyi bu kadar sevmemişim... düşerken yıldızlar, fark etmişim hayalimi...

03.07.2011