22 Eylül 2011 Perşembe

bir eylemsizliktir gitmek

kazandıkların kaybettiklerinden çok
oluyor gibi beylik laflar yetmiyor,
aklım hep kaybettiklerimde kalıyor benim..
ve bir de yüreğim kalıyorsa ardımda
işte o vakit şehirleri yakasım geliyor,
kazandıklarımı da şehirlerle beraber yakmaya
cüret edesim geliyor..
terk edişler ne zaman boşuna oldu ki mekanları,
ya yetmedi avuntulu sözler,
ya da inanılmadı bir çift göze ya da gözler anlattı da,
sözler sahip çıkamadı!!. ve ben en çok korkakları
severken buldum kendimi,
kendini cesurmuş gibi tanıtan korkaklar..
ben onlar gibiydim,belki de bu yüzden vazgeçmek
kolay olmadı beklemeklerden.
bir yanım cesurmuş gibi bir yanım korkak..
ama aynı anda hem cesur hem korkak olamadım onlar gibi..
ya korktum ya sevdim, ya da gittim.
şimdi şehir şehir yakasım var geçtiğim her cografyayı..
yeni şehirlere itimadım yok.. yakmak kolay iş dersiniz,
gitmek en kolayı gibi umursamaz yüreklerinizde...
kaçmak mı gitmek,, halbuki bilmezsiniz. en zoru gitmek..
ve giderken susmak.
geveze hallerinizden evrilmeniz bu şaşırtıcı karaktere..
hiç kolay değil; istiridye gibi saklanmak,
ki siz eylemlerin ve düşüncelerin özgürlüğüne inanırken..
susmak..
kaç şaşırtıcı senaryo geçer beyninizden,
insanoğlunun yaratılışına bir kez daha hayran kaldığınız bir an o..
zamansızlığa sıkıştırdığınız milyon tane düşünce,
ve o bağ aralarında..
sonsuz düşüncelerden, tekli duygulara hücum edişiniz boşa değildir
çünkü sizi ancak yalnızlığınız anlar..
aklım hep ardımdan geliyor da yüreğim hep benden önce gidiyor..
ve işte modern dünyalara kurban vermiyorum kayıtlı kimliklerimi
ve ben bunu yaparken modern dünyalardan biriymiş gibi olmuyorum.
az kalsın o hep eleştirdiklerim gibi olacakken kurtarıyorum
kalbimi.. bir eski masal anlatıyorum ona, inanıyor..
ve sonra masallara ters olan eylemler yapıyorum;
gitmek diyorum aklıma; gitmek..
ama giderken aklım hep ardımda kalanda..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder