8 Aralık 2010 Çarşamba

ben kim miyim?


hala çözümleyemediğin kimliğinin neden çözümlenemediğinin
gerekçeleriyim ben;belki de hep gözardı ettiğin..
şikayetlerinim kim olduğuna dair; ama senin bile duymadığın..
her seferinde inkara kalkıştığın suçlarıyım düşüncelerinin..
gözyaşlarınım senin, hiç ağlamadığın..
yarım kalmış hıçkırığınım ve sonrasında
içemediğin o yedi yudum suyun sonuncusuyum..
nefesinim; bir türlü tutmayı başaramadığın..
geceleri ne oluyor deyip rüyanda; anlayamadığın,
uyanmak istediğin karmakarışık uykunum..
boşlukta yüreğine değen vicdan azabının hiç telafi
edemeyeceğin günahıyım..
terk edilmişliğinin aynısıyım; şehir şehir kaybolmalarının sebebi
ve sonra ürkerek gerisin geriye geldiğin terk ettiğin şehirlerim
ama hiç birinde bulamadığın beni..
yakana yapışan katilinim aynı zamanda;
hiç ölmek istemediğin hayatın son durak noktası...

sen çocukken pembesiydim tozdan hayallerinin;
büyüdüğünde biraz yosuna çaldım gözlerinin rengini,
ama bil ki hep siyahtım hiç sevmediğin..

kefaletini ödemek isteyip de hiç bir zaman
ödeyemeyeceğin bir davanın sanığıyım ben;
senin tanık koltuğunda oturman neyi değiştirir ki
suçunu kabullenip yüklenemeyecek kadar korkak olduğundan başka..
yalnızlığınım ben; dört duvar arasında sarıldığın..
ve bütün yalnızlıklardan ziyade; kalp atışınım;
tik tak sayamadığın..
heyecanın, soluğun ve benliğinim;
nihayetinde dönüp dolaşıp bulduğun.

sarhoşluk halinin komedisiyim; en cok eğlendiğin
ve hiç bitmesin istediğin..
yarı zaman alkolikliğinim;
hiç bir zaman her şeyi unutarak içmediğin...

yediğin yemeğin baharatıyım; her seferinde seni öksürten
ama katmaktan hiç bıkmadığın..
gezdiğin sokakların ayak iziyim de; seni gün be gün takip eden..

sohbet aralarında kalmış, kalmaktan ziyade sıkıştırılmış
bir isimim ben; senin söylemeye hiç cesaret edemediğin..

alacasıyım sevdiğin tüm kadınların..
annenim biraz; hatalarını bilen ama her seferinde seni affeden..
karşında asık kaşlarıyla anneni andıran
ve sarıldığında tüm dünyayı unuttuğunum;
acaba dünya da unutuyor mu seni o vakit?

ve ben delice öfkenim; aldatılmışlığın verdiği..
belki de bu kadar cok güvenmenin hata olduğunu ilk anlayışınım..

cennetten düşen ilk elmanın ilk günahıyım ben;
senin ellerinde şekillenen..
ve Adem sahiplenirken günahını; ben senin reddedişinim...
herkesin Havva kadar şanslı olamayacağının bilindiği
bir dünyanın kadınıyım ben; günahına tek başına bedel ödeyen..

vazgeçilmez gördüğün sigaranın son dumanıyım;
yani ben bitişinim; seni başka başlangıçlara yollayacak olan..
büyüttüm seni, bilmedin hiç..
hala mı ben kimim diye sormaktasın düşüncelerine;
bilmiyor musun ki düşüncelerinim de aynı zamanda..
durgunluğunum, gözlerinin daldığı o noktayım..
sessizliğinim aynı sesin olduğum gibi; avaz avaz bağırmalarınım..
şarkılarınım, şarkılarda aradığın o tınıyım..
her şeyi unutmuşluğunum; sanki bir daha
yaşamayacakmışsın gibi o anı yaşayışınım..
dünya savaşlara sürüklenirken ve herkes biribirini yerken
umursamazlığınım hayatının..

içtiğin kahvenin telvesiyim ben;ne fazla ne eksik olsun istediğin,
hep orta karar kıldığım..

boşvermişliğiyim mutluluğunun;
hadi bugün de böyle olsun deyişin gibi..
izlediğin traji komik filmin başrol oyuncuyum;
hep tanışmak istediğin..
alışkanlıklarınım senin; hiç bir zaman bırakamayacağını bildiğin
zaten bırakmayı kim ister ki..
oyalanışınım senin, vakit kaybınım..
tembelliğinim bazen de hızıyım koşmalarının; tezatlığınım senin..
kararsızlığınım, ama aynı zamanda kararlarınım..
çayındaki son yudumum..

romantikliğinim, dans edişinim senin; bir bahar akşamı,
yol kenarında İstanbul'a karşı..

bütün sorularında aradığın cevabım; görmemekte ısrar ettiğin..
yorulmuşluğunum arayışlarından;
ama her seferinde seni teselli eden...

bir bakıma her şeyim ben sende, bir bakıma hiç bir şey..