16 Haziran 2010 Çarşamba

Hegemonik Yalnızlığım...


Hegemonik yalnızlığımdı bu… meşruiyetini bile kazanmıştı…
Güçlü olmanın yalnızlığıydı bu… çok sevmeye çalışmanın kefareti belki de…

Anlaşılama olgusuyla güdülenmek… işte bu yüzden paragraf başlarında hep kendini anlatmak… ama yine de anlaşılamamak… anlaşamamak…

Engel olmaya çalışmaktı bu… kaybetmeyi reddetmek… direnmek; kaybetmemeye direnmek…
Ve karıncalanması bütün algı duvarlarının…

Algılanamamak kadar algılayamamak…
Belki de sol yanının felce uğramasıydı… tam sol yanında… yüreğinin sıkışması…
ve bunu senden başka kimsenin fark edememesi…
Yanağının kızarması gibi sanki… kimse onu da fark etmemişti…

Ama hegemonik… fark edilemeyen hegemon…
Anlaşılamayan.. çözülemeyen… bilinemeyen…
Ansızın gidiverecek olan…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder